Veda Hutbesi
BismillahirrahmanirrahimEY İNSANLAR! Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
İNSANLAR! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.ASHABIM! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. ASHABIM! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. ASHABIM! Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.İNSANLAR! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız! İNSANLAR!Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.MÜ'MİNLER!Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...ASHABIM! Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. İNSANLAR! Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder. İNSANLAR! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
İNSANLAR!
Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.) Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab!
Şahid ol yâ Rab! www.islamiyyet.org
Peygamberler Tarihi Hz. Âdem Hz. Davut Hz. Eyyub Hz. Harun Hz. Hizir Hz. Hud Hz. İsa Hz. İsmail Hz. İbrahim Hz. İlyas Hz. İshak Hz. İdris Hz. Lut Hz. Lokman Hz. Musa Hz. Nuh Hz. Sâlih Hz. Süleyman Hz. Şuayb Hz. Şit Hz. Yahya Hz. Yakub Hz. Yunus Hz. Yusuf Hz. Zülkifl Hz. Zekeriyya Hz. Zülkarneyn
· 1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir. · 2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur. · 3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz. · 4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz. · 5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir. · 6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar. · 7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez. · 8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir. · 9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir. · 10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir. · 11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur. · 12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir. · 13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur. · 14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir. · 15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir) · 16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir. · 17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir. · 18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder. · 19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner. · 20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir. · 21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir. · 22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir. · 23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir. · 24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle. · 25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir. · 26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir. · 27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim. · 28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir. · 29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir. · 30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek. · 31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir. · 32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar. · 33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur. · 34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir. · 35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin. · 36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir. · 37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir. · 38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir. · 39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar. · 40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak. · www.İSLAMİYYET.org
İMANIN ŞARTLARI 1- Allah'ın varlığına ve birliğine inanmak. 2- Allah'ın meleklerine inanmak. 3- Allah'ın kitablarına inanmak. 4- Allah'ın peygamberlerine inanmak. 5- Ahiret gününe inanmak. 6- Kadere, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah (Celle Celâlühû) olduğuna inanmak. İSLAMIN ŞARTLARI 1- Kelime-i şehadet getirmek. 2- Namaz kılmak. 3- Oruç tutmak. 4- Zekat vermek. 5- Haccetmek. ABDESTİN FARZLARI 1- Yüzünü yıkamak. 2- Kollarını (dirsekleriyle beraber) yıkamak. 3- Başının dörtte birini meshetmek. 4- Ayaklarını (topuklarıyla beraber) yıkamak. GUSLÜN FARZLARI 1- Ağzına su vermek. 2- Burnuna su vermek. 3- Bütün bedenini yıkamak. TEYEMMÜMÜN FARZLARI 1- Niyet. 2- İki darb ve mesih. NAMAZIN FARZLARI Dışında olanlar: 1- Hadesten taharet 2- Necasetten taharet 3- Setr-i avret 4- İstikbal-i Kıble 5- Vakit 6- Niyet İçinde olanlar: 1- İftitah tekbiri 2- Kıyam 3- Kırâet 4- Rükû 5- Secde 6- Kaide-i ahire. www.İSLAMİYYET.org
İsimler ve Anlamları A_Harfi B_Harfi C_Harfi Ç_Harfi D_Harfi E_Harfi F_Harfi G_Harfi H_Harfi I_Harfi i_Harfi J_Harfi K_Harfi L_Harfi M_Harfi N_Harfi O_Harfi Ö_Harfi P_Harfi R_Harfi S_Harfi Ş_Harfi T_Harfi U_Harfi Ü_Harfi V_Harfi Y_Harfi Z_Harfi
El-Kuddûs: Ayıplardan temiz demektir. es-Selâm: Selâm sahibi yani herçeşit ayıptan selâmette her türlü âfetten berî demektir. el-Mü'min: Kullarına va'dinde sâdık olan demektir. Tasdîk mânasına olan imandan gelir. Yahut kıyamet günü kullarına azabına karşı garanti veren güven veren demektir bu mâna emân'dan gelir. el-Muheymin: Şâhid olan (görüp gözeten) demektir. Emîn mânasına geldiği de söylenmiştir. Aslı müeymin'dir ancak hemze hâ'ya kalbolmuştur. Keza er-Rakîb ve el-Hâfiz mânâsına geldiği de söylenmiştir. el-Azîzu: Kahreden galebe çalan demektir. "İzzet" galebe çalmak mânasına gelir. el-Cebbâr: Mahlukâtı mecbur eden; emir veya yasak her ne dilerse ona zorlayan demektir. Bu kelimenin bütün mahlukâtının fevkinde yücedir mânasına geldiği de söylenmiştir. el-Mütekebbir: Mahlukâta ait sıfatlardan yüce uzak mânasına gelir. Ayrıca: "Mahlukâtından büyüklük taslayarak kendisiyle azamet yarışına kalkanlara büyüklüğünü gösteren ve onlara haddini bildiren mânasına geldiği de söylenmiştir. Keza şu mânaya geldiği de belirtilmiştir: "Mütekebbir" Allah'ın azametini ifâde eden kibriyâ kelimesinden gelir aaayîfî bir mâna taşıyan kibir kelimesinden gelmez. el-Bâriu: Mahlukâtı mevcut bir misâle bakmaksızın yoktan örneksiz olarak yaratan mânasına gelir. Bu kelime öncelikle hayvanlar için kullanılır diğer mahluklar için pek kullanılmaz. Hayvanlar dışındaki mahlukât hakkında nâdiren kullanılır. Meselâ: Allah canlıları yoktan yarattı demek için بَرَأَ اللّهُ تَعَالَى النَّسَمَةَ dediğimiz halde semâvat ve arz hakkında خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاَْرْضَ deriz. el-Musavvir: Mahlukâtı farklı sûretlerde yaratan" demektir. Tasvîr lügat olarak hat ve şekil çizmek mânasına gelir. el-Gaffâr: Kullarının günahlarını tekrar tekrar affeden mânasına gelir. Gafr kelimesi aslında setr (örtmek) ve kapamak mânalarına gelir. Allah Teâla kullarının günahlarını affedici onlar için cezayı terketmek sûretiyle (günahları) örtücüdür. el-Fettâh: Kulları arasında hâkim demektir. Araplar hâkim iki hasmın (dâvalıdâvacı) arasındaki ihtilafı çözdüğü zaman: "Hâkim iki hasmın arasını fethetti" derler. Hükmetti çözüme kavuşturdu mânasında hâkime fâtih dendiği de olmuştur. Mamafih "Kullarına rızk ve rahmet kapılarını açan" rızıklarından kapanmış olanları açan mânasına da gelir. el-Kâbız: Kullarının rızkını lütfu ve hikmetiyle tutan mânasına gelir. el-Bâsıt: Kullarına rızkı açıp cûd ve rahmetiyle genişleten demektir. Böylece Cenâb-ı Hakk hem ihsan sahibi hem de onu men edici olmaktadır. el-Hâfid: Cebbarları ve firavunları alçaltan demektir. Yâni onları horlar ve değersiz kılar demektir. er-Râfi': Velîlerini dostlarını yüceltir. Azîz kılar demektir. Böylece Allah hem zelîl hem de azîz kılıcı olmaktadır. el-Hakem: Hâkim demektir. Bu da hakikatı hükmetme yetkisi kendisine verilen ona gönderilen demek olur. el-Adlu: Kendinde heva meyli olmayan hükümde doğruluktan ayrılmayan cevre yer vermeyen mânasına gelir. Aslında masdardır. Ancak âdil makamında kullanılmıştır. Âdil'den daha beliğdir çünkü müsemma fiilin kendisiyle isimlenmiştir. el-Latîfu: Arzunu sana rıfkla ulaştıran demektir. "Mahiyeti idrak edilemeyecek kadar latîf" mânasına geldiği de söylenmiştir. el-Habîru: Olanı ve olacağı bilen kimseye denir. el-Gafûru: Bağışlamada mübalağa eden çok bağışlayan demektir. eş-Şekûru: Kullarını sâlih fiilleri sebebiyle mükâfatlandıran ve sevap veren demektir. Allah'ın kullarına şükrü onlara mağfireti ve ibâdetlerini kabul etmesidir. el-Kebîru: Celâl (büyüklük) ve şânının yüceliği sıfatlarını taşıyan kimsedir. el-Mukîtu: Muktedir demektir. Ayrıca mahlukâta gıdalarını veren mânasına geldiği de söylenmiştir. el-Hasîbu: el-Kâfi demektir. Muf'il mânasında fâildir tıpkı mü'lim mânasında elîm gibi hasîb'in muhâsib mânasında kullanıldığı da söylenmiştir. er-Rakîbu: Kendisinden hiçbir şey gâib olmayan hâfız (muhâfız) demektir. el-Mucîbu: Kullarının duasını kabul edip icâbet eden zât demektir. el-Vâsiu: Zenginliği bütün fakrları bürüyen; rahmeti herşeyi kuşatan demektir. el-Vedûdu: el-Vedd (sevgi) kelimesinden mef'ûl mânasında feûl'dür. Allah Teâlâ Mevdûd'dur. Çok sevilir. Yani velîlerinin kalbinde sevgilidir. Veya fâil mânasında feûldür. Yani Allah Teâla sâlih kullarını sever bu da "onlardan razı olur" demektir. el-Mecîdu: Keremi geniş olan demektir. Şerif mânasını taşıdığı da söylenmiştir. el-Bâisu: Mahlukâtı ölümden sonra kıyamet günü yeniden diriltir demektir. eş-Şehîdu: Kendisinden hiçbir şey gâib olmayan kimse demektir. Şâhid ve şehîd aynı mânada kullanılır tıpkı âlim ve alîm kelimeleri gibi. Mâna şöyledir: Allah (her yerde) hâzırdır. Eşyayı müşahede edip her an görür. el-Hakku: Varlığı ve vücudu gerçek olan demektir. el-Vekîlu: Kulların rızıklarına kefil demektir. Hakikat şudur: Kendisine tevkîl edilmiş olanı işinde müstakil söz sâhibi olmaktır. Bu hususta şu âyet hatırlanabilir: "(Dediler ki) Allah bize yeter O ne güzel vekildir" (Âl-i İmrân 173). el-Kaviyyu: el-Kâdir (güçlü) demektir. Ayrıca: "Kudreti ve kuvveti tam O'nu hiçbir şey âciz kılamaz" mânasına da gelir. el-Metînu: Şedîd ve kavî olup hiçbir fiilinde meşakkatle karşılaşmayan demektir. el-Veliyyu: Nâsır (yardımcı) demektir. Ayrıca: "İşlerin kendisiyle yürüdüğü mütevelli yetimin velîsi gibi" diye de açıklanmıştır. el-Hamîdu: Fiiliyle hamde hak kazanan mahmûd kimsedir. Bu kelime mef'ûl mânasında fâildir. el-Muhsî: İlmiyle herşeyi sayan nazarından büyük veya küçük hiçbir şey kaçmayan kimse demektir. el-Mübdiu: Eşyayı yoktan ilk defa var eden yaratan demektir. el-Muîdu: Mahlukâtı hayattan sonra tekrar ölüme öldükten sonra da tekrar hayata iâde eden kimse demektir. el-Vâcidu: Fakirliğe düşmeyen zengin demektir. Bu kelime gına demek olan cide kökünden gelir. el-Vâhidu: Tek başına devam eden yanında bir başkası olmayan ferd'dir. Ayrıca şerîk ve arkadaşı olmayan kimse mânası da mevcuttur. El-Ahadu: Ferd demektir. Ahad ile vâhid arasındaki farka gelince ahad kendisiyle bir başka adedin zikredilmesini men edecek bir yapıya sâhiptir. Kelime hem müzekker hem de müennestir. "Bana kimse (ahad) gelmedi derken gelmeyen hem erkektir hem de kadındır." Vâhid'e gelince bu sayıların ilki olarak vazedilmiştir: "Bana halktan biri (vahid) geldi" denir ama "Bana haktan kimse (ahad) geldi" denmez. Vâhid emsâl ve nazîri kabûl etmeyen bir mâna üzere bina edilmiştir. Ahad ise ifrad ve arkadaşlardan yalnızlık üzere bina edilmiştir. Öyle ise vâhid zât itibariyle münferiddir ahad ise mâna itibariyle münferiddir. es-Samedu: İhtiyaçlarını te'min etmek üzere halkın kendisine başvurduğu efendidir. Yani halkın kendisine yöneldiği kimsedir. el-Muktediru: Kudret kökünden müfteil babındandır. Kâdir'den daha öte bir güçlülük ifâde eder. el-Mukaddimu: Eşyayı takdim edip yerli yerine koyan demektir. el-Muahhiru: Eşyayı yerlerine te'hir eden demektir. Kim takdime hak kazanırsa ona takdîm eder kim de te'hîre hak kazanırsa ona da te'hîr eder. el-Evvelu: Bütün eşyadan önce var olan demektir. el-Âhiru: Bütün eşyadan sonra bâkî kalacak olan demektir. ez-Zâhiru: Herşeyin üstünde zâhir olan ve onların üstüne çıkan şey demektir. el-Bâtınu: Mahlukâtın nazarlarından gizlenen demektir. el-Vâlî: Eşyanın mâliki ve onlarda tasarruf eden demektir. el-Müteâli: Mahlukâtın sıfatlarından münezzeh olan bu sıfatların biriyle muttasıf olmaktan yüce ve âlî olan. el-Berru: Katından gelen bir iyilik ve lütufla kullarına karşı merhametli şefkatli demektir. el-Müntakimu: Dilediğine ceza vermede şiddetli davranan demektir. Nekame kökünden müfteil babında bir kelimedir. Nekame hoşnudsuzluğun öfke ve nefret derecesine ulaşmasıdır. el-Afuvvu: Afv'dan feûl babında bir kelimedir. Bu bâb mübalağa ifâde eder. Öyle ise mâna: "Günahları çokça bağışlayan" demek olur. er-Raûfu: Katından gelen bir re'fetle (şefkatle) kullarına merhametli ve şefkatli olan demektir. Re'fetle rahmet arasındaki farka gelince; rahmet bazan maslahat gereği istemeyerek de olabilir. Re'fet isteksiz olmaz isteyerek olur. Zü'l-Celâl: Celâl celîl'in masdarıdır. Celâl celâlet nihâyet derecede büyüklük azamet demektir. Zü'l-Celâl büyüklük sahibi olan mânasına gelir. el-Muksidu: Hükmünde âdil demektir. Ef'al babında adaletli oldu mânasına olan bu kelime sülâsî aslında zulmetti mânasına gelir. Nitekim kasıt; cevreden zâlim demektir. el-Câmiu: Kıyamet günü mahlukâtı toplayan demektir. el-Mâniu: Dostlarını başkalarının eziyetinden koruyan yardımcı demektir. en-Nûru: Körlüğü olanları nuruyla görür kılan dalâlette olanları da hidâyetiyle irşâd eden demektir. el-Vârisu: Mahlukâtın yok olmasından sonra da bâki kalan demektir. er-Reşîdu: Mahlukâta maslahatların gösteren demektir. es-Sabûru: Âsîlerden intikam almada acele etmeyen cezalandırmayı belli bir müddet te'hîr eden demektir. Allah'ın sıfatı olarak sabûr'un mânası halîm'in mânasına yakındır. Ancak ikisi arasında şöyle bir fark vardır: Sabûr sıfatında cezanın mutlaka olacağını beklemeyebilirler. Ancak halîm sıfatıyla Allah'ın cezasına kesin nazarıyla bakarlar.Allah inkarcıların söylediklerinden münezzeh ve mukaddestir uludur yücedir.
OsmanlıPadişahları Sultan Osman Gazi Sultan Orhan Gazi Sultan Murad Yıldırım Bayezid Mehmed Çelebi II. Murad Han FatihSultanMehmed II. Bayezid Han Yavuz Sultan Selim SultânSüleyman II. Selim Han III. Murad Han III. Mehmed Han I. Ahmed Han I. Mustafa Han Sultan II. Osman IV. Murad Han İbrahim Han IV. Mehmed Han II. Süleyman II. Ahmed Han II. Mustafa Han III. Ahmed Han I. Mahmud Han III. Osman Han III. Mustafa Han I. Abdülhamid III. Selim Han IV. Mustafa Han II. Mahmud Han Abdülmecid Han Abdülaziz Han V. Murad Han II.AbdülhamidHan V. Mehmed Reşad VI. Mehmed Han
· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır. · Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.. · Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır.. · Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir.. · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. · Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç? · İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. · Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır. · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır. · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır. · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç? · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır. · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. · Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? · Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar · Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir. · O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin. · Genişlik, sabırdan doğar. · Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü. · Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir. · Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının. · Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok. · Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer. · Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler. · Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. · Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir. · Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir. · Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur. · Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası. · Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.. · Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın. · İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır. · Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek. · Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var · Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır. · Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak. · Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü. · Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde. · Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır? · Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır. · Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde. · Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar. · Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar. · Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur. · Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür. · Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur. · Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut. · Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur. · Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç. · Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür. · Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. · Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler? · Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese? · Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler · Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir. · Dünya malı, bedene tapanlara helaldir. · Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır. · Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. · Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır. · Kötü nefis, yırtıcı kuştur. · Hırsın yemdir, cehennemse tuzak. · Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler. · Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın. · Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır. · Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da. · Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de. · Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. · Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez. · Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz. · Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. · İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte. · İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir. · A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme. · Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana. · Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek. · Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin. · O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme. · Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra · Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin. · Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki? · Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç. · İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana. · Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar. · Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir. · Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır. · Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur. · Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz · Ümit, güvenlik yolunun başıdır. · Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır. · Dert, insana yol gösterir. · İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır. · İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. · Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. · Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir. · Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım? · Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun? · Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. · Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır. · Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede? · Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur · Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir. · Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter. · Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. · Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün. · Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti. · Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır. · Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır. · Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz. · Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o? · Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır. · Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar. · Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol. · Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar. · Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları. · Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez. · Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak. · Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi. · Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar? · Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, · İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır. · Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz? · O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. · Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir. · Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez. · Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir. · Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. · Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur. · Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. · Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan! · Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi. · Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur. · Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur. · Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa. · Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür. · Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir. · Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. · Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret. · Yoksul, cömertliğin aynasıdır. · Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar? · Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri... · Sabır, genişliğin anahtarıdır. · Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur. · Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir · Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil. · Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir. · Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır. · Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur. · İnanan, inananın aynasıdır. · Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak · Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir. · Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak. · Yokluk, varlığın aynasıdır. · Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan. · Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir. · Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur. · Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir. · · Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı? · Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi? · Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar. · Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar. · Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir? · İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize. · Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede · Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. · Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir. · Bağış, kine merhemdir. · Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç? · Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal. · Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur. · Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari. · Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil. · Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur. · Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar. · Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir? · Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir. · Bal yiyen arısından gocunmaz.. · Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o. · Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin? · Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor. · Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur. · Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var. · Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek. · İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır. · Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın. · Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir. · Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın. · Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik. · Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür. · İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir. · Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur. · Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var? · Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör. · Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider. · Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür. · Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir. · Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur. · Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez. · Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar. · Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de. · Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker. · İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste. · İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır. · Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır. · Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu? · Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir. · Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı
Şifalı Bitkiler A Harfi B Harfi C Harfi D Harfi E Harfi F Harfi G Harfi H Harfi I Harfi K Harfi L Harfi M Harfi N Harfi O Harfi P Harfi R Harfi S Harfi T Harfi U Harfi V Harfi Y Harfi Z Harfi
İL İL Türkiye Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta Mersin İstanbul İzmir KahramanMaraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas ŞanlıUrfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
54 Farz 1. Allah Tealayı zikretmek 2. Helalinden kaznıp, yemek, içmek 3. Abdest almak 4. Beş vakit namaz kılmak 5. Cünüplükten yıkanmak 6. Kişinin rızkına Allah’ın kefil olduğunu bilmek 7. Helalden temiz elbise giymek 8. Allah’a tevekkül etmek 9. Kanaat etmek 10. Nimete karşı şükretmek 11. Allah’tan gelen kazaya razı olmak 12. Allah’tan gelen belaya sabretmek 13. Günahlardan tövbe etmek 14. İhlasla Allah’a ibadet etmek 15. Şeytanı düşman bilmek 16. Ku’an-ı Kerimi kesin delil kabul etmek 17. Ölümü hak bilmek 18. Allah’ın sevdiğini sevip, sevmediğinden uzak durmak 19. Ana-babaya iyilik etmek 20. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak 21. Akrabayı ziyaret etmek 22. Emanete hiyanet etmemek 23. Gücü yetenler için hacca gitmek 24. Allah’a ve Peygamberine itaat etmek 25. Günahlardan kaçıp Allah’a sığınmak 26. Müslüman idarecilere itaat etmek 27. Aleme ibret gözü ile bakmak 28. Tefekkür etmek, düşünmek 29. Dili kötü sözlerden korumak 30. Oruç tutmak 31. Kimse ile alay etmemek 32. Harama bakmamak 33. Sözünde doğru olmak 34. Kulağı, yasak şeyleri dinlemekten alıkoymak 35. İlim öğrenmek 36. Ölçü ve tartıyı doğru yapmak 37. Allah’ın azabından korkmak 38. Allah uğrunda cihad etmek 39. Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek 40. Nefsin arzularına uymamak 41. Allah yolunda yemek yedirmek 42. Yetecek kadar rızık kazanmak 43. Zekatı vermek ve fakirlere yardım etmek 44. Hayız ve nifas hallerinde zevceye yaklaşmamak 45. Bütün günahlardan kalbi arındırmak 46. Kendini büyük görmemek 47. Büluğa ermemiş yetimin malını korumak 48. Livatadan (cinsi sapıklıktan) sakınmak 49. Beş vakit namaza devam etmek 50. Haksız yere kimsenin malını yememek 51. Allah’a eş koşmamak 52. Zinadan sakınmak 53. İçki içmemek 54. Yalan yere yemin etmemek ve yalan konuşmamak.
MKPortal M1.1.1 ©2003-2006 mkportal.itBu safya 0.0802 saniyede 18 sorguyla oluşturuldu