+ İslamiyet, islami bilgiler, dini günler, cuma günü duaları,sureler,ayetler » Kur'an-ı Kerim » Kur'an Fihristi » Sözlük
 Kur'an-ı Kerim Fihristi (A-B)

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
+ İslamiyet, islami bilgiler, dini günler, cuma günü duaları,sureler,ayetler » Kur'an-ı Kerim » Kur'an Fihristi » Sözlük
 Kur'an-ı Kerim Fihristi (A-B)
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur'an-ı Kerim Fihristi (A-B)  (Okunma Sayısı 340 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Aralık 04, 2007, 10:18:26 ÖS
SeVDaMıN ReNGi
Administrator
Hero Member
*****

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1212



WWW
« : Aralık 04, 2007, 10:18:26 ÖS »




A-B


A'cemi: Sözlükte, yabancı. Arapça olmayan dil veya Arapça konuşmayan veya Arap olmayan kimse. Mecazen, dile getirememe, açığa vuramama.
 
Adl, Adalet: Adl, sözlükte, eksik ve fazlalık bakımından aşırıya gitmeksizin orta yolu tutup korumak. Hakkaniyet, doğruluk ve eşitlik. Vasat ile de tefsir edilmiştir. Zulüm ve cevrin zıddı. Adalet, sözlükte, bir şeyi konulması gereken yere koymak. Zulmün tam zıddı. İslam'ın hükmü. Eşitlik, eşit davranış tarzı. Hukukta beraberliğe özen göstermek, haksızlığı terketmek, her hakkı gerçek sahibine devretmek. Bağy'in zıddı olarak da inanç, söz, davranış ve her tutumda aşırılıktan kaçınmak, sınırları çiğnememek, her şeyin itidalinde kalmak, orta yolunu tutmak.
 
Adn: Sözlükte, bir yerde ikamet etmek. Sebat ve karar yeri, yerleşim. Kur'an'da, bir Cennet derecesinin adı. (Adn cennetleri)
 
Afv: Bir şeyin belirti ve eserini silme, yoketme. Verme, düşürme, geçiverme. Kur'an'da, taammüden adam öldürmede maktulün yakınlarının kısastan vazgeçip diyet kabul etmesi. Bağışlama, vazgeçme, geriye bırakma. Çoğalma, artma, ihtiyaçtan fazlası, arta kalan. Affetme, af dileme.
 
Ahbar: Yahudi bilginleri
 
Ahd (Ahid): Bir şeyi koruma, durumdan duruma muhafaza etme, ısmarlama. Söz. Vasiyet. Emir. Riayet etmek. Kur'an'da, vahy. İnsanın fıtratında ve zihin yapısında Allah'ın varlığını anlamaya ve peygamberliğin gerçekliğini kavramaya elverişli olan dinamikler, lehteki melekeler.
 
Ahiret: Sözlükte, bir şeyin sonuna gelinmesi, son, sonraki. Dünya hayatının tamamlanmasından sonraki ebedi hayat. İkinci hayat. Süreklilik. Kabir.
 
Alem: Kur'an'da, Allah'ın dışında olan ve her parçası Allah'a şahidlik eden varlık bütünü. Alametler mecmuası, İlm'in konusu, objesi. Evren, insanlık ve yaratılmışlar dünyası anlamlarında da kullanılır.
 
Amel: Belli bir amacı olan her fiil, eylem ve tutum. Davranış tarzı.
 
Arafat: Hacıların Arefe günü Mekke'ye 12 mil uzaklıkta vakfeye durdukları dağın ismi.
 
Arafe günü: Zilhicce'nin dokuzuncu günü. Anlatıma göre Adem ile Havva'nın buluştuğu yer.
 
Arş: Sözlükte, tavan. Çadır ve çardak gibi gölge veren şeye de denir. Üzerine oturulan ya da yatılan yüksekçe zemin. Taht. Hükümdarların iktidarını gösteren simgelerden biri. Yücelik makamı. Yükseklik, üstünlük. Hüküm, yönetim ve tasarruf makamı anlamlarında da kullanılır. Kur'an'da geçen "Allah'ın Arşı" deyimi bu mecaz anlamlarıyla anlaşılmıştır.
 
Arz-ı Mukaddes: Tertemiz kılınmış, kutlu, mübarek yer. Beyt-i Makdis'in bulunduğu yer.
 
Ashab: Halk. Yakın çevre, arkadaşlar grubu. Sahabeler.
 
Asr: Mastar olarak hapsetme, engelleme, vergi verme. Bir şeyin belli vakti. İnsanın ömrü. Zaman, uzun bir dönem. İkindi vakti. Kur'an'da, peygamberlik (Nübüvvet) çağı. Zamanın sonu.
 
Aşiret: Kan ve akrabalık bağına dayalı küçük insan topluluğu; veya erkeğin, yakın evlilik bağlarının belirlediği hısımları. Kabileden küçük topluluk.
 
Avret: Kişinin açılmasından utanç (haya) duyduğu her şey. Vücudun mahrem kısımları, insanın ayıp yeri. Görülmesi ve açığa çıkarılması günah olan yerler.
 
Ayet: Sözlükte, açık alamet, nişan, şifre sembol. Bir başka şeye işaret eden şey. İbret, ders veren. Delil. Kesin bilgi ve gerçek ifade eden şey. Cemaat, topluluk. Yüksek bina, yapı. Şahıs, siluet, karaltı. Kur'an'da, insan üstü oldukları için Allah'ın varlığını kanıtlayan olağan dışı olaylar ve azab. Kur'an-ı Kerim cümleleri. Allah'ın birliğine şahidlik eden bütün maddi olgular, simgeler.
 
Azab: Eziyet. Kur'an'da, Allah'ın, dinine uymamaları ve hükümlerine karşı gelmelerinden dolayı kullarına hem dünyada, hem ahirette verdiği cezalar. Dünyadaki azaplar; çöküş, yıkım ve felaketler, fırtına, kasırga, yıldırım çarpması, tufan, sayha (çığlık), kuraklık, deprem, şiddet, açlık, dayanılmaz yoksulluk, iç savaş, sonu gelmeyen çatışmalar v.b. Ahiretteki ise ebedi eziyet. İnsanı ve toplumu kuşatan amansız yıkım, ebedi hayatın kaybından doğan acılı sonuç.
 
Aziz: İzzet, şeref ve kudret sahibi. 'Üstün ve güçlü olan'. Değerli. Bütün bunlara en çok sahip olan, Allah.
 
Bağy: Azgınlık, kıskançlık, hakka tecavüz. Haksız yere yükselme isteğiyle sınırı çiğneme. Hukuk ihlali. Önderliği isteme. Zulüm. İnsanlar üzerinde hegamonya, tahakküm kurma. Zorbalık ve baskı. Başkalarını daha da küçük gruplara ayırıp bölme, birliği parçalama. Mağrur ve mütekebbir tavır ve tutum.
 
Bahira: Kulakları yarılarak putlar için bırakılan deve. Cahiliye geleneklerine göre bir deve beş defa doğurur ve beşincisi dişi olursa, bu devenin putların hakkı olduğuna inanılırdı. Dolayısıyla üzerine binilmez ve sütü sağılmazdı.
 
Ba'l: Dört yüzlü ve yirmi arşın boyunda, altından yapılmış bir put ismi.
 
Bâri: Kusursuz yaratan, yaratması tümüyle kusursuz olan. Eşyayı ve her şeyin bölüm ve unsurlarını bir denge ve uyum içinde yaratan. Allah.
 
Basîr: Herşeyi hakkıyla gören. Allah.
 
Basiret: Tabsir. Sözlükte, görme. Mecazen, hikmetle bakan iç göz, kalb gözü. Kur'an'da, mü'minin feraseti ve özü kavrayış gücü. Nur. Apaçık hikmetli belgeler. İdrak sahibi kalbin gücü. Çoğulu Basair. Basair, ayetler, hakka yönelten belgeler, marifet, keskin görüş, ibret ve görüş aydınlığı anlamlarında kullanılır.
 
Bâtın: İçsel. İç gerçeklik. Akılların uzanamadığı, iç mahiyetine şahid olup kavramaktan aciz kaldığı. Allah'ın isimlerinden biri.
 
Batıl: Hakkın dışında olan. Yok olucu, gidici, vücutta durmayan şey. Haksız, gerçek nedeni olmayan. Saçma, boş, çürük, abes, hikmetsiz, dayanaksız. Kur'an'da, Allah'ın hükmüne aykırı olan her şey. Hırsızlık, ihanet, gasb, kumar, faiz, sefahat, israf ve meşru olmayan her tutum ve davranış tarzı v.b.
 
Bedi': Bir örnek edinmeksizin ve bir modeli esas almaksızın yaratan. Yaratması bir araca, maddeye, zamana ve mekana bağlı olmayan, yaratması olağanüstü çarpıcılıkta ve güzellikte, şaşkınlık verici olan. Allah.
 
Bela: Bir şeyin gizli olan durumunu, iç yüzünü tanımayı isteme, bir şeyin mükemmelliğini veya eksikliğini açığa vurma. Kur'an'da, imtihan, fitne, deneme, tecrübe.
 
Belağ: Sözlükte, kifayet, yeterlilik. Olgunluk. Tebliğ. Kur'an'da, Peygamberin risaleti.
 
Berae: Berî olma, uzaklaşma. Nota, ültimatom. Siyasi ve hukuki anlamda savaş durumunu gerektiren durum ve ilişkilerin kesilmesi.
 
Bereket: Hayır, bolluk, kutluluk. Bir şeyde ilahi hayrın olması.
 
Berzah: Engel, perde. İki şey arasındaki sınır. İki su arasındaki dil. Kur'an'da, ölülerin dünya hayatına dönmelerini engelleyen sınır.
 
Beyan: Açıklama, açığa vurma. Güçlüğü giderme. Tefsir, anlamı toplu, genel ve kapalı olan bir şeyin açıklama ve tefsiri. Delil teşkil etme.
 
Beyt-i Atik: En eski ev. İlk ev. İnsanlar için özgürlük sembolü. Ka'be.
 
Beyyine: Nur gibi kendisi ayan beyan apaçık olan, başkasını da açıklayan. Apaçık belge, delil. Yakîn. Açık burhan. Kesin delil. Hakkı batıldan ayıran huccet. Kur'an'da, basiret. Mucize. Kur'an. Vahy.
 
Biat: Sözlükte, el sıkışma. Terimsel anlamı, bir kimsenin devlet başkanlığını veya bir yönetimin meşruiyetini kabul etmek, yetkilerini doğrulamak, emir ve kararlarına itaat edeceğine ilişkin kesin bir taahhütte bulunmak. Yönetim biçimini belirleyen siyasal sözleşme. İslamiyette biat, özgür bir irade ile ve meşru bir öndere verilir.
 
Bid'at: Sonradan ortaya çıkma. Terim olarak da dinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkarılan ve dine izafe edilen, dinin kapsamında sayılan şey. Türedi.
 
Birr: Allah'a boyun eğmede ve hayırlı amellerde genişlik, bolluk. İhsan. Hayırda kemal derecesi. Kur'an'da, İslama uygun inançlar. Salih ameller, farzlar ve nafileler. Hayır dolayısıyla dosdoğru olan söz ve tutum. Hacc'ın kabulü. Cennet. Fazilet, güzellik, çok iyilik. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya sebep olan, Allah'a yaklaştıran her şey.
 
Burhan: Kesin kanıt. Delil, belge. Kur'an'da, mucize, Kur'an.
 
Bühtan: Hakkında uydurulduğu kişiyi dehşete ve şaşkınlığa düşüren iftira. Büyük yalan.
 
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
- sinema izle- film izle
RADYO YAYINI SADECE İNTERNET EXPLORER İLE DİNLENMEKTEDİR
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2007, Simple Machines LLC| Theme by Fırat KÖKEN | Sitemap XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.308 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu